Benliğimiz Gerçekten Bize mi Ait?

İnsan çoğu zaman kendisini bağımsız bir birey olarak düşünür. Düşüncelerinin, davranışlarının ve kimliğinin tamamen “kendisine ait” olduğunu varsayabilir. Oysa insanın benlik algısı yalnızca bireysel deneyimlerle değil, başkalarıyla kurduğu ilişkiler aracılığıyla da şekillenir.

Amerikalı düşünür George Herbert Mead’in en dikkat çekici fikirlerinden biri tam olarak burada ortaya çıkar: İnsan, kendisini ancak toplumsal ilişkiler içinde tanıyabilir.

Mead’e göre benlik doğuştan hazır halde bulunan sabit bir yapı değildir. İnsan, yaşamı boyunca diğer insanlarla kurduğu etkileşimler aracılığıyla kendisini anlamaya ve tanımlamaya başlar. Bu nedenle benlik, yalnızca bireyin iç dünyasında oluşan bir yapı değil; aynı zamanda toplumsal ilişkilerin içinde gelişen bir süreçtir (Mead, 2017).


Kendimizi Başkalarının Bakışıyla Tanımak

Çocukluk döneminden itibaren insan, çevresindeki insanların tepkilerini gözlemleyerek kendisi hakkında fikir geliştirmeye başlar.

Nasıl konuştuğumuz, nasıl davrandığımız, hata yaptığımızda nasıl karşılandığımız ya da başarılı olduğumuzda nasıl takdir edildiğimiz zamanla benlik algımızın bir parçası haline gelir.

Bazı insanlar çocukluk döneminde daha çok başarılı olduklarında değer gördüklerini hisseder. Bazıları hata yaptığında yalnızca davranışlarının değil, kişiliklerinin eleştirildiğini deneyimler. Bazıları ise duygularını gösterdiğinde geri çekilen ya da küçümseyen tutumlarla karşılaşabilir.

Zamanla kişi yalnızca başkalarının ona ne söylediğini değil, onların bakışını da içselleştirmeye başlar.

Bu nedenle insanın kendisiyle kurduğu iç ses çoğu zaman tamamen bireysel değildir. İç dünyamızda taşıdığımız bazı yargılar, geçmiş ilişkilerin izlerini taşıyabilir.


Mead’in “Sosyal Ben” Fikri

Mead, benliği anlamaya çalışırken önemli bir ayrım yapar:
“Ferdi ben” ve “sosyal ben”.

Sosyal ben, toplumun beklentilerini, kurallarını ve diğer insanların bakışlarını içeren tarafımızdır. Ferdi ben ise bu beklentilere verdiğimiz daha bireysel ve özgün tepkileri ifade eder. Mead’e göre birey, içinde bulunduğu toplumsal grubun tavırlarını içselleştirerek benlik geliştirir (Mead, 2017).

Günlük yaşamda farklı insanlarla birlikteyken farklı yönlerimizi göstermemiz de biraz bununla ilişkilidir.

Bir arkadaş ortamında daha rahat davranırken, iş ortamında daha kontrollü olabiliriz. Ailemizle konuşurken farklı, sosyal medyada kendimizi ifade ederken farklı yönlerimiz ortaya çıkabilir.

Bu durum çoğu zaman “sahte olmak” anlamına gelmez. İnsan, toplumsal ilişkiler içinde farklı roller üstlenebilen bir varlıktır.


Görünür Olma ve Onay İhtiyacı

Modern yaşamla birlikte insanların kendilerini sunma biçimleri daha görünür hale gelmiştir. Özellikle sosyal medya, kişinin yalnızca kim olduğunu değil; nasıl görünmek istediğini de şekillendiren güçlü bir alan haline gelmiştir.

İnsan artık yalnızca çevresindeki kişiler tarafından değil, dijital dünyanın sürekli açık olan bakışı içinde de kendisini değerlendirmeye başlayabilmektedir.

Bu durum zaman zaman kişinin:

  • sürekli onay aramasına,
  • başkalarıyla kendisini kıyaslamasına,
  • nasıl göründüğüne aşırı odaklanmasına,
  • kendi değerini dışarıdan gelen geri bildirimlerle belirlemesine

neden olabilir.

Kişi bazen kendi benliğini yaşamak yerine, kabul göreceğini düşündüğü bir kimliği sürdürmeye çalışabilir.

Bu noktada Mead’in sembolik etkileşim yaklaşımı oldukça dikkat çekicidir. Çünkü birey, kendisini çoğu zaman başkalarının bakışı ve toplumsal etkileşimler aracılığıyla değerlendirmektedir (Mead, 2017).


Benlik Neden Kırılgan Hale Gelebilir?

İnsan kendisini yalnızca dışarıdan gelen değerlendirmeler üzerinden tanımlamaya başladığında, benlik algısı daha kırılgan hale gelebilir.

Çünkü dış dünyanın beklentileri sürekli değişir.

Bugün yeterli hissettiren şey, yarın yetersiz görünebilir. Başarı, görünüş, üretkenlik ya da sosyal kabul kişinin kendilik değerinin temel ölçütü haline geldiğinde; insan kendisiyle daha sert bir ilişki kurmaya başlayabilir.

Bu nedenle benlik yalnızca “kim olduğumuz” değil, aynı zamanda kendimizi hangi ölçütlerle değerlendirdiğimizle de ilgilidir.


Sonuç

George Herbert Mead’in düşünceleri bugün hâlâ oldukça güncel görünmektedir. Çünkü insanın kendisini yalnızca içsel bir varlık olarak değil, ilişkiler içinde şekillenen bir canlı olarak ele almak; psikolojik deneyimleri anlamak açısından önemli bir perspektif sunar.

Benlik tamamen bireysel değildir. İnsan, yaşamı boyunca başkalarının bakışları, toplumsal ilişkiler ve sosyal deneyimler aracılığıyla kendisini tanımayı öğrenir (Mead, 2017).

Ancak belki de önemli olan şey, zamanla yalnızca dış dünyanın bize kim olduğumuzu söylediği bir yerden değil; kendimizi daha bütünlüklü ve daha esnek bir biçimde tanıyabildiğimiz bir noktaya yaklaşabilmektir.


Kaynakça

Mead, G. H. (2017). Zihin, Benlik ve Toplum. (Çev. Yeşim Erdem). İstanbul: Heretik Yayınları.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top